MakberSarmalanmış yatıyorsun beyaz kefende,
Mağrurluğun yenilmiş, o büyük fend'e,
Hanlar, hamamlar, saraylar sende,
Dokuz tahta tek miras, soğuk bedende.
Kefen toprağa değmeden, başlamış kavgan,
Peyda olmuş bilmediğin, dostun, akraban,
Yıllarca ne varsa, biriktirdiğin,
Hanların, sarayların, evin, araban.
Evlat yok peşin sıra, okuyan bir Fatiha,
Bırakmadın arkanda, ebedi bir rayiha,
Hatırlamadın Berzah'ı sürdün saltanat,
Paraydı sana göre bir tek evliya.
Makber soğuk, ten ilahi tek hüküme ram,
Bu hüküm ki kesin, kati dinlemez meram,
Tüm servetin zayi olmuş, ne büyük dram,
Ne faydadır yüklensen de fersah fersah gam.
İmam sordu, musallada zat nasıl biri,
Diyeyim mi, paraydı, imanı dini?
Kucaklasın seni şimdi makberin kini,
Mazhar kıldın cehenneme, suçsuz bedeni.
Şimdi artık çok geç, faydasız duan,
Hayırsız servetin oldu bedduan,
Bitmeyecek mi sandın, yalancı rüyan,
Şimdiyse mağrur mağrur cehennemde yan...
Oğuz GÜL